Makâmlar ve Terkîbler

23/08/2019

Makām veya terkîb öğretimindeki anlayış, dönemlere göre farklılık göstermekte, sınıflandırma ve tarifler de bu farklılığın bir neticesi olarak değişiklikler arz etmektedir. XVIII. asırdan itibaren öncesine göre farklı bir nazarî oluşumun içinde bulunan Türk mūsikîsi, XX. asra kadar bu anlayışını sürdürmüştür. Perde ve seyrin ön planda tutulduğu bir ifade tarzına sahip olan nazarî oluşum, XX. asır ile son bulmuş, Rauf Yekta Bey ile bilhassa batı notasının da yayılmasıyla bazı batı ifade tarzları nazariyât diline sokulmuş ve en sonunda Arel-Ezgi-Uzdilek adı verilen ve genel olarak batı nazariyesi üzerinden ifadelere yer verilen bir akım, eğitim-öğretimde kendini göstermiştir. Batı nazarî anlayışına sahip olan bu düşünce; dizi, dörtlü, beşli yapılar ve yeni terimler ile tariflerde kendini göstermeye başlamıştır. Elbette bir konunun rahat anlaşılabilmesi için izlenen her yol doğru sayılmalıdır. Fakat gelenekten neredeyse tamamen kopuk olan bu yeni zihniyet; bazı artılarının yanında büyük eksikliklerle makām ve terkîblerin asıl yapılarının dışına çıkmasına sebep olmuştur.
Bugün geleneğe bağlı kalanlar ile yeni tarzda anlatımı tercih edenler arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bunun sebebi; eski sistem ile yeni sistem arasında önemli farkların olması ve bazı ifade tarzlarında anlam kargaşasının meydana gelmesidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; tercih edilen anlatım tarzının bir makāmın veya terkîbin özünü ifade etmede yeterli olup olmadığıdır.
Hazırladığımız kitap; makām ve terkîb hakkında inceleme ve araştırma içermektedir. Ele alınacak her makām ve terkîbin tarihi süreç içerisinde bestelerde nasıl uygulandığını örneklerle gösteren, nazariye kitaplarında nasıl tarif edildiğini alıntılarla özetleyen, yorum ve karşılaştırmalarla farklı bakış açıları sağlamayı gaye edinen bir çalışmadır.
Kitabımız ilk olarak “e-kitap” biçiminde yayımlanmaktadır. Bunun en önemli sebebi, özellikle örnek eser güncellemelerini anında okurlara ulaştırabilmektir. Belli bir süre sonra matbu olarak sunulacaktır. Meraklılara yararlı olması dileğiyle
Doç. Dr. Emrah HATİPOĞLU

Satın Al

Google Play

Google Kitaplar

Makâmlar ve Terkîbler – MGÜ

23/08/2019

Makām veya terkîb öğretimindeki anlayış, dönemlere göre farklılık göstermekte, sınıflandırma ve tarifler de bu farklılığın bir neticesi olarak değişiklikler arz etmektedir. XVIII. asırdan itibaren öncesine göre farklı bir nazarî oluşumun içinde bulunan Türk mūsikîsi, XX. asra kadar bu anlayışını sürdürmüştür. Perde ve seyrin ön planda tutulduğu bir ifade tarzına sahip olan nazarî oluşum, XX. asır ile son bulmuş, Rauf Yekta Bey ile bilhassa batı notasının da yayılmasıyla bazı batı ifade tarzları nazariyât diline sokulmuş ve en sonunda Arel-Ezgi-Uzdilek adı verilen ve genel olarak batı nazariyesi üzerinden ifadelere yer verilen bir akım, eğitim-öğretimde kendini göstermiştir. Batı nazarî anlayışına sahip olan bu düşünce; dizi, dörtlü, beşli yapılar ve yeni terimler ile tariflerde kendini göstermeye başlamıştır. Elbette bir konunun rahat anlaşılabilmesi için izlenen her yol doğru sayılmalıdır. Fakat gelenekten neredeyse tamamen kopuk olan bu yeni zihniyet; bazı artılarının yanında büyük eksikliklerle makām ve terkîblerin asıl yapılarının dışına çıkmasına sebep olmuştur.
Bugün geleneğe bağlı kalanlar ile yeni tarzda anlatımı tercih edenler arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bunun sebebi; eski sistem ile yeni sistem arasında önemli farkların olması ve bazı ifade tarzlarında anlam kargaşasının meydana gelmesidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; tercih edilen anlatım tarzının bir makāmın veya terkîbin özünü ifade etmede yeterli olup olmadığıdır.
Hazırladığımız kitap; makām ve terkîb hakkında inceleme ve araştırma içermektedir. Ele alınacak her makām ve terkîbin tarihi süreç içerisinde bestelerde nasıl uygulandığını örneklerle gösteren, nazariye kitaplarında nasıl tarif edildiğini alıntılarla özetleyen, yorum ve karşılaştırmalarla farklı bakış açıları sağlamayı gaye edinen bir çalışmadır.
Kitap, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi için hazırlandığından dolayı örnek eserler, Rauf Yektā Bey’in önerdiği yerlerden ve farklı tağyir işaretleriyle yazılmıştır. Meraklılara yararlı olması dileğiyle
Doç. Dr. Emrah HATİPOĞLU

Satın Al

Google Play

Google Kitaplar

Mevlevî Âyînleri – Makâmlar ve Geçkiler

07/01/2019

Mevlevî Āyînleri, mūsikîşinaslarca Türk mūsikî sanatının zirveleri arasında adeta birer başyapıt olarak kabul edilir. Büyük ālîm Rauf Yektā Bey, bu eserleri mūsikîmizin sanat hazinesi olarak tanımlar. Fakat ne yazık ki gerekli çalışmaların azlığı sebebiyle, Āyînler lâyıkıyla ele alınıp derinlemesine incelenmiş değildir. Bu bakımdan, iyi mūsikî terbiyesi ve bilgisi almış büyük üstadlar tarafından zenginleştirilerek zirveye ulaşmış olan bu mūsikî, diğer sanatlı eserlerimiz gibi ilmî çalışmaları beklemektedir. Bu ihtiyaca katkıda bulunmak amacıyla biz de Türk mūsikîsinin olağan üstü makām zenginliğinin temsilcilerinden biri olarak gördüğümüz Mevlevîhāneler döneminde bestelendiği tesbît edilmiş 46 Mevlevî Āyîni’nin üzerinde çalışarak, makām ve geçkileri tesbît ve tahlîl etmek istedik.2010 yılında doktora tezi olarak sunulan bu çalışma, üzerinde yapılan bazı düzeltmelerle ve eklenen yeni fikirlerle kitap haline getirildi. İlk baskısı Konya İl Kültür Müdürlüğü, ikinci baskısı ise Ankara Yayın Evi tarafından basıldı. Şimdi yeni düzeltmelerle üçüncü baskıyı “e-kitap” olarak sizlere sunuyoruz. 

Satın Al

Google Play

Google Kitaplar

Muhayyer-Sünbüle Makâmı – Makâle

28/12/2018

Türk mûsikîsi makam tarihi sürecinde verilen tarifler ve bestelenen eserler, kendi dönemlerinde kullanılan makamların seyir anlayışları açısından haberci durumunda olmuşlardır. İncelemelerde bazı makamların küçük değişikliklerle, bazılarının ise büyük farklılıklarla zamanımıza ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu makalede ele alacağımız Muhayyer-Sünbüle makâmı da bu farklılaşmanın içinde yer almaktadır. Muhayyer-Sünbüle makâmına ait tarifler ve besteler tahlil edildiğinde ortaya farklı durumlar çıkmıştır. Repertuvarda bulunan Muhayyer-Sünbüle ve Sünbüle makamlarıyla yazılmış bazı eserlerin, bununla beraber Muhayyer-Sünbüle ve Muhayyer-Kürdî makamları ile yazılmış yine bazı eserlerin, aynı seyre sahip oldukları anlaşılmıştır. Bu karmaşıklığın sebebini araştırmak amacıyla hazırladığımız bu makalede; Sünbüle, Muhayyer-Sünbüle ve Muhayyer-Kürdî makamlarına ait tarifler ve eserler incelenmiş, XVIII. asırdan bu yana oluşan değişiklikler, tarif ve eser örnekleriyle gözler önüne serilmiştir. Adı geçen makamların araştırılması sırasında Muhayyer makâmının başka bir kullanımı da ortaya çıkmış ve bu kullanımın bazı Muhayyer-Kürdî eserlerdeki önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak; Nâsır Dede zamanında ilk tarifi verilen Muhayyer-Sünbüle terkîbinin bir dönem Sünbüle makâmının yerine geçtiği, daha sonraki dönemde ise ikinci nevî olarak belirttiğimiz Muhayyer-Kürdî makâmının seyrini aldığı anlaşılmıştır.

Ney Sazı İçin Alıştırmalar: Başlangıç ve Orta Seviye

31/03/2017

Türk Mūsikîsinde önemli bir yere sahip olan Ney sazı için yazılmış ve az da olsa basılmış metotlar bulunmaktadır. Bilindiği gibi metotlarda genel olarak; Ney’in tarihçesi, Ney bölümleri, Ney çeşitleri, perde isimleri, ses sahası, tutuş, pozisyon vb. bilgiler verilir ve perde baskılarını geliştirmek üzere alıştırmalar yazılır.Bu kitapta perdelere yönelik başlangıç ve orta seviye için yazılmış alıştırmalar bulunmaktadır. Daha sonra “ileri seviye” ve “göçürme çalışmaları” için ayrıca bir kitap hazırlanacaktır. “Ney Sazı İçin Alıştırmalar”; etüt kitabı niteliğindedir. Perdelerin nasıl basılacağı ve pozisyonlar hakkında bilgi vermemektedir. Bu yüzden alıştırmalar bir öğretici kontrolünde geçilmelidir.Çalışmada perde sınıflamaları yapılmış ve alıştırmalar bu düzene göre yazılmıştır. Alıştırmalar temel olarak üç ana başlıkta toplanmıştır; “Türk Musikisi Gelenekli Doğal Perdeleri ile Alıştırmalar” ve “Türk Musikisi Nim Perdeleri İle Alıştırmalar” ve “Doğal ve Nim Perdeler İçin Alıştırmalar”. Perdelerin iki ana sınıfa ayrımında, gelenekteki doğal perdeler esas kabul edilmiştir.

Satın Al

Google Play

Google Kitaplar